Skip Navigation Links     
MENÜ
Skip Navigation Links
ANA SAYFA
BELEDİYEMİZExpand BELEDİYEMİZ
HABERLER
HİZMETLER
FAALİYETLER
ETKİNLİKLER
İHALELER
ŞİİRLERİMİZ
ALBÜMLERIM
VİDEO ODASI
ZİYARETÇİ DEFTERİ
BASIN AÇIKLAMALARI
BASINDAN ALINTILAR
ULAŞIM
İLETİŞİM
 
ANKET
 
LINKLER
AKSBİM T.T.A
Resmi Gazete
Nüfus Kayıt Sist
TC Kimlik No
İstatistik
İl İl ADNKS
Ekonomik Göst
Ulusal Veriler
ARGE
İlçemiz Hava durumu
 
BİLGİ EDİNME KANUNU
-Bilgi Edinme Kanunu
-Tüzel Kişiler İçin Form
-Gerçek Kişiler için form
DÖVİZ KURLARI
Alış : 1.4994YTL
Satış :1.5066 YTL
Siir Kosesi

ULUKÖY’DE DÜĞÜN

Eskiden Uluköy’de töre düğünleri bir hayrattı,

Her kes yer içer, bir nevi saltanattı,

Belli kişiler düğünde geçinir, o da marifetti,

Yeni urbalar giyilir, dosta düşmana gösterişti,

Çoğu düğünleri davul, zurnayla veli dede yapardı.

Tecrübeli bir kadın tüm aşçılığı üstlenirdi,

Birkaç kadın düğün ekmeğine önceden otururdu,

Çocuklara gün doğar, Şekeri, Helvayı götürürdü,

Ortalık temizlenir, birisi havluyu süpürürdü,

Bir telaş, bir karmaşa düğün evi belli olurdu.

Cuma günü düğün eksiğiyle başlamıştır artık,

Davullar vurulur, sesi yayılır, yanık yanık,

Karadağdan düğün oduncuları gelir,bölük bölük,

Denkler yıkılır, buram buram çam kokar ortalık,

Dambaşa dikilen bayrak dalgalanır ılık ılık.

Löküsler yanar, dostların gelmesiyle düğün canlanır,

Komşular sevinir, Kimi tanıdık arar, kimi girer çıkar,

Düğün yemekleri vurulur, helvalar garılır, ağır ağır,

Gençler sohbet bahanesiyle görüllü adayları görür,

Yaşlılar düğün sahibine mübarek ıolsun der geçer.

Cumartesi günü düğün hareketlenir ve canlanır,

Ateşler yanar herkes oyun sitilini gösterir,

Fevzinin turhan birincidir, hepsini bastırır,

Isba giyilir kız evine kına yakmaya gidilir,

Ana evinde ağıtlar yakılır gelin süslenir.

Pazar günü okucular çalgı ile karşılanır,

Gelenler Yeregirenli ise birkaç el silah atılır,

Gelin hazırdır, eşyalarla rahvan ata bindirilir,

En dokunaklısı da gelin aldı havası çalınır,

Gelin gider kız evinde hüzün ve gam belirir.

Kör Hurşut dayım, Bayraklı, gençlerle yarışır,

Böcüllerin Hakkı dayım bas bas oyuna yetişir,

Kadınlar bahşiş odasında bir biriyle itişir,

Yarış atları Enebekli’den oğlan evine ulaşır,

Gelin oğlan evine gelmiştir, sırtta içeri taşınır,

Damada dualarla elbise yelek giydirilir.

Davetlilere avuç avuç çerez ikram edilir,

Boşalan tepsiye demir para mendil atılır,

Okucular uğurlanır, damat akrabaya gönderilir,

Alınan emanet malzemeler yerlerine yollanır.

Kız evi yaslıdır, oğlan evi pek neşeli,

Gelin hayatta dikilir duakları kapalı,

Bir düğün de birkaç saat oldu biteli,

Allah mesut etsin, çokça olmalı çocukları,

Onlar murada ersin yeni oldu biz kerevete çıkalı

                                                          Mustafa AKKUŞ

 

 

 

BEY KÖYÜNÜN BUĞDAYI 

Soyu için tahta ambarlarda saklanan sarı tohum

Bire yetmiş vermeye hazırdır yemyeşil çimen

Terli emeğe cevap veripte sülün gibi serpilen

Altın başakların güzel öyküsüdür hep söylenen.

 Tavında ekilir, erince biçilir sonra olur ramas

Teknik öyle ileri ki bir günde biçer, ayırır patos

Harman toplanır,altından süprülür taşlı badas,

Yardımla savrulur,cec çuvallanır, dövene paydos.

Yağmur yağınca mis kokar ovanın toprağı taşı,

Umut olur, ütme olur tarladaki başağın yaşı,

Toplanan hasadın ne olacağı köyde bellidir,

Sokkularda keşkek olur, sahanda bulgur aşı.

 Değirmen taşında sıkışarak perişanca ezilen,

Bembeyaz ekmek unu olup, has havuzlara dökülen

O dur yaşayan tüm canlıları yaz, kış doyuran

Zayıfı mezedir atlara tavuklara atılan yem,

Harman boyunca yutulur bir geri ince saman.

                                                                Mustafa AKKUŞ

 ULUKÖYDEN AYRILIK 

Güzel köyümde bahar gelmiş yaz gelmiş

Uzaklardan gelip göremedim

İğde dalına kuş yuva yapmış

Onlar kadar kıymetini bilemedim

 Gönlüm her zaman bir gamlı haberle buğulu

Uçup gidiyor sevdiklerimiz birer birer,

Hislerim buruk, gözlerim hep yaşlarla dolu

Bir bir gelmeler, bir bir gitmek içinmiş meğer.

 Keremler söylenirdi köyümün dağlarında,

Rüzgarlar dinletirdi bense bilemedim

Cır cır böcekleri öterdi bütün bağlarında

Tatlı uykuların kıymetini bilemedim.

 Yüreğimden silemezler geçen günlerin hasretini,

Bilirim ayrılık zordur köyümden, için, için özlerim

Bilemedim eyvah ben köyümün kıymetini

Gece gündüz ağlasan da nafile ey gözlerim

Çaresiz uçup gitsek te yuvadan ,

Ayrılık zordur bilene, Anadan, Babadan, bir de yardan

Ömür biter tükenir, geçer yıllar aradan

İçimdeki hasreti ancak bilir yaratan.

 Yöre türküleri çınlardı bağlarında, dağlarında

Aklıma gelir Çeşmeler, yaylalar, Ağpınarım,

Leylekler, kuşlar gezinirdi tarlalarında

Düşündükçe buruk bir sevinçtir, o güzel hatıralarım. 

                                              Mustafa Akkuş 

 

 

 

 

BEY KÖYÜNÜN HASRETİ

 Sana gelmek heyecanı başlar çok önceden

Sevdalılar gibi uyku tutmaz uzayan geceden

Aşınca hafiflersin yükselen Kör oğlu belinden

Koca tepe yaslıdır, Yeşillik görünür Tınaz tepeden

Avşarı geçince nefes alınır Kazan pınardan

Az sonra keskin bir alıç kokusu yayılır

Eski beylerin Eğrek yurdu köler gediğinden

Hızlı bir köprü kurulur, çekemli leylek tepeden,

Nar özlem biter dönünce Dombay virajından

Bey köyünü kucaklarsın biraz sonra yakından

Yaşlı kalıntı izleri geçer boy boy önünden

Neylersin dünya malını bağış olsa garundan

Nefse haz, yaşama can verir geçersen yakınından

Her şey hafif gelir, vazgeçilmez Bey köyünden.

                                                Mustafa AKKUŞ

                                                  Özlemle Hevesle bey köyüne Ankara

                                                 istikametinden gelişin heyecanı yazıldı

 

 

 

 

KÖYÜMÜ GÖRMEYE GELDİM 

Uzanır kuzeyde karabulutlu Kumalar dağı

Karşıda Karadağ, ufuktaki cebeli sultan sağı

Koca kır kucağına almış Beyköy’ü, Akçaköyü

Bir zamanlar çokmuş bu köyün ağası, beyi

Beylerin yaşadığı Uluköy’ü görmeye geldim.

Ahşap evler yıkılmış, su göletleri kurulmuş,

Harımdaki ceviz ağacı kırılmış, bir dalı kalmış.

Yaşlılar ölmüş gençler dışarıya göç etmiş,

Önceden var olan her şey sahipsiz viran olmuş.

Yıkılan ev duvarlarını uzaktan görmeye geldim.

Adres Camiikebir mahalle Kasapoğlu binası,

Önünden geçer taşlı ırazlar sellik deresi,

Yıllara yenik düşmüş havlunun kerpiç manisi

Arklar kaybolmuş yoktur eski söğüt serisi

Doğduğum evi yakından seyretmeye geldim.

Komşularla olan tarla ve su kavgaları bitmiş,

Evimiz satılmış şekli ve çatısı değişmiş,

İğdeler kesilmiş bahçe atlara arpalık olmuş,

Tek yenilik kasapoğlu sokağı levhası konmuş

Yakupoğlunun köşeden sokağı görmeye geldim.

Bursa eyaletmiş işi olan oraya gidermiş,

Hem de eşekle yirmi sekiz günde varırmış,

Uluborlu kaza, Beyköyü o zaman müdürlükmüş,

Hacı Ahmet beyin gemi durduran inadı varmış,

Eski tarihleri karıştırıp öğrenmeye geldim.

 Semerkanttan gelen Türkmenler köyü kurmuşlar,

Tataçlar, kalenderler, Böcüller ve daha niceler,

Hayvancılık yaparak geçinirken gezici göçerler,

Varlıklı da olsa Kaybolmuş Ağalar ve tatarlar.

Yattıkları Gurada mezarlığına dua etmeye geldim.

Baharda yeşerirdi kedi deresinin dik yamaçları,

Çekirge avlama yarışına girerdi sokak hindileri,

Şapka sallayarak uçururduk evcil güvercinleri,

Çam bardaklarda su içerdi boz toprak yolmacıları,

Kozak tarlalarında kuzgun kovalamaya geldim.

  Bağların ve çay başlarının başka serinliği vardı,

Ecemlerin ve koca demircinin bağları ovada birdi,

Akşam olurken çapacılar köyün yolunu tutardı,

Çiftçiler gelmez gece nadas tarlasında yatardı,

Mustafa ağaların bağa vişne toplamaya geldim.

 

Eskiden vardı ali hocalar, Omarlı köy odaları,

Açıkta kalmazdı kalaycı Behçet, tanrı misafirleri,

Neydi o koyun kırkılan serin söğüt gölgeleri,

Tüfekle beklerdik, İlkokuldaki aşı vişneleri,

Mülazımların köşeye söğüt düdük yapmaya geldim.

 

Köy düğünleri hızlıydı, Davul zurna çalınırdı,

Kına gecesinde ağıtlar yakılır, ısba giyilirdi,

En dokunaklısı da Gelin aldı havası çalınırdı,

Enebekli’de at yarışları olur, Bağ başı beklenirdi,

Örf ve adetler duruyor mu halay çekmeye geldim.

 

Kerpiç keserdi Velevoğlu, Çamur Osman’ın ekipleri,

Oduncuların bir gelişi vardı püsküllüydü deynekleri

Bağbelinde, harmanda ne sevgiydi komşu yardımlaşmaları

Bizden çok önceymiş ekmek kavgası öşür devirleri

Düven sürmeye, harman aktarmaya, yardıma geldim.

 

Öyle zor olurdu güdül de kışın suda kesik atması,

Ekmek torbamdan çıkardı kuru soğanla pırasa akı,

Hayalimden geçerdi acı biberli tarhana çorbası

Esas üzüldüğüm çoban lastiğimin çamura batması,

Alacak yerine bir metre yatak yüzü almaya geldim.

 

Hacıali çeşmesi geceleyin gürültülü akardı

Hatılında gece fenerle güz zahrası yunardı

Ovanın ilk sebzesi meyvesi Uluköy’de çıkardı

Köylerde Buğdayla, Arpayla barabara giderdi,

Eldere merasına kerkenez kuşu avlamaya geldim.

 

Eksilmezdi Kum tarlanın pirenninin kovası sazı

Taşlık olmuş Nisan ayında coşan Kımıllı çayı

Eğrek yeriydi Elafız bendi, Değirmen yanı,

Eken yok artık selevat, Körkuyu, Karacan, Sayı

Seder’in kuyuya yolmacı suyu doldurmaya geldim.

 

 Ağpınarın suyunu Çayüstü köyü resmen almış,

Eski Dinar yolu iyice daralmış otlu gen olmuş,

Karakuyu, Gökçealiye,çorağa kamışa giden kalmamış,

Kanal dibinde mısır ütmesi eskidenmiş,

İbişoğlu kuyusuna pazarcı karşılamaya geldim.

 

Demirsiyondan Akdereden Sap gağnısı gelirdi,

Köy sığırı enebekliden ve hapızdan süzülürdü,

Baykuşun altında köy öküzü böğenle ovaya dağılırdı,

Sonbaharda başak toplanır, çöğür çalı kazılırdı,

Yörebin altına öküzle ekin ekmeye geldim.

 

Karda köye doğru yaklaşırdı sıtma tilkileri,

Kışın halkın dinlenme yeriydi köy kahveleri,

Kadınlara kalırdı çeşme başında hayvan sulamaları,

Nerde masal söylenip, Kavurga yenen kış geceleri,

Kandil ışığında körebe, Yüzük oynamaya geldim.

 

Yortmanın suyu Garasal çeşmesine kadar uzanırdı,

Çobanlar Galender kuyusuna uğramadan edemezdi,

Kaya menekşeleri süt sağanlara her gün gülerdi,

Memiş dayı da oralara bohçayla ekmek götürürdü,

Garabedir kırındaki Gaktan su içmeye geldim.

 

Kürt tarlası imarsızca yara gibi dururdu,

Kara Mahmut güme yapar keklikleri vururdu,

Hancılar sülalesi küçük çayıra ezeli hükmederdi,

Belliydi zabidin tarlaları hem de düzenliydi

Kaymakamların bağa ceviz, kayısı yemeye geldim.

 

Sağır Kadir elinde kerpedenle köyün dişçisiydi,

Bu sayede hiç çapacı ve yolmacı parası vermezdi

Gırdan veli iğneci, Çamaların Tahsin Kırıkçıydı,

Cinni kızı Ebe, Karabıçak kızı temrenin ocağıydı,

Mesleklerden kalan varmı diye sormaya geldim.

 

Derviş dayı, Köler Seydi kamış için sözleşirdik,

Gece üç’te gağnılarla burunkaya yoluna çıkardık.

Kamış biçerken kömçek ve sülüklerle uğraşırdık,

Ne iştah vardı, domatesle bir çarpım ekmek yerdik.

Gökçeli’nin Çorak kokan suyunu şurup gibi içerdik,

 

 Hacıbekir oğulları orta mahalleyi zaptetmişti,

Zeynep nenem Karabedir ve Çayüstünü yol etmişti,

Murat dayım Zübeyde için çok hizmetkarlık etmişti,

Hacı dayım asker Yusuf’la hatıra foyoğrafı çektirmişti,

Kaldılar yad elde çoğunun boş olduğunu söylemeye geldim

Dombay köyü Ümmühan köprüsü görünür köy mezarlığı

Nice ölenler olmuş belki de yoktu gidiş hazırlığı,

Ot bağlamış bazılarını bellidir sahipsizliği ,

Kocamildir Karabıçak dedemin bilinir yaşadığı,

Annem Ayşe’nin mezarını arayıp bulmaya geldim.

Gün gelir de belki yolum düşerse Dinar’a Uluköy’e

Uğrarım Reis Ali hocanın eseri Garagöz çeşmeye

Dünya da her şey boş, Biz de uyalım teselliye

Kasapoğlu Ömer de bağlandı Nazilli Yıldıztepe’ye

Eski hatıraları Uzun uzun yaşamaya geldim

Gidenler az ve çok bu dünyadan nasibini almış,

Bir ev burada bir ev karşıda kilitli kalmış.

Kık yıllık ağacı kurt yemiş kurumuş kalmış,

Gelin hele komşular,dostlar, yakınlar necolmuş

Bir gün diyecekler Kasapoğlu Mustafa da yok olmuş.

                                                    Mustafa Akkuş   

Özlemini duyduğum Köyüm için bu

                                                       şiirimi yazdım


ARAMA
    
KULLANICI GİRİŞİ
 
 
Kayıt ol
Sifreyi Unuttunuz mu?
 
HERŞEY ULUKÖY İÇİN
BAŞKAN MESAJI
TANITIM
 
AFYON-DİNAR HAVA DURUMU
Meteoroloji Merkezi
TÜM HAKLARI SAKLIDIR 2008 ULUKOY BELEDİYESİ ©
 BU WEB SİTESİ BİR AKSBİM TEKNOLOJİ VE TANITIM AJANSI ÜRÜNÜDÜR. MODEL : A4W